HABABAM SINIFI FİLMİNİN SEBEP OLDUĞU YIKIM?

Türkiye de son on yıldır toplumsal değer gibi takdim edilen “Hababam sınıfı” filmi ile ilgili bazı gerçeklerin hiç bu güne kadar gündeme getirilmediğini görmekteyim.
“Hababam sınıfı” filmi gençlere sigara içmeye,okul kırıp maça gitmeye,kopya çekmeye,öğretmenleri ile dalgageçip saygısızlık edip öğretimi engellemeyi(o günlerde kominist örgütler zaten bütün üniversitelerde boykot uygulayarak öğretimi engelleme siyasetini Liselere de yaymaya çalışıyordu,sonraki dönemde PKK güneydoğuda eğitimi engellemeye devam etmektedir.),ders kaynatmayı,fuhuşa (ikinci bölümde Damat Ferit gayrimeşru çocuk yapmıştı ve bebeği okul yatakhanesine gizlice getirmişti.) özendirdiği görmezden gelinmektedir.
“Hababam Sınıfı Gülegüle” filminde genç güneydoğulu öğretmen İlyas Salmanın köyden gelen ailesi ile bütün hababam sınıfının dalga geçerek;Kürt ırkçılığı yapacak olan PKK’nın propagandasına zemin hazırlanmıştı.
Aynı film de Leyla adlı kıza aşk ile bağlı olan Kerem adlı genç “tek bir kıza bağlı olduğu için” arkadaşları tarafından devamlı alaya alınarak Türk gençliğini “günü birlik ilişkilere” özendirdiler.(Filmin ilerleyen sahnelerinde Leyla sevgilisi Kerem’i arabalı bir zengin genci ile aldatır)
Halbu ki o tarihe kadar bizim liselerimizde arkadaşlık kuran kız-erkeklerin bir çoğu ileriki yıllarda örnek evlilikler yaparlardı…
Başöğretmen Atatürkün en mükemmel eseri olan Türk milli eğitim sistemi kısıtlı imkânlarla muhteşem bir disiplinle,kaliteli eğitim verebiliyordu.
Öğrenciler saygı ile öğretmenleri ve hocalarının elini öperler,dersler cankulağı ile dinlenir.
Adap,edep,töre ve ahlak kaidelerine göre idealist nesiller yetişirdirilirdi.
Bu idealist öğretmen kuşak “Kel Mahmut” misali alaya alınmaya başlanarak idealist öğretmenler mesleklerinden soğutuldu ve kara karşılığı özel ders veren öğretmenler haline getirildiler.
Mardin li Aziz Sancar’in dünya bilim otoritelerine diz çöktüren başarı hikayesinin kaynağı olan Türk maarif sistemi “yozlaşmanın özendirildiği” bir film hazırlanarak tahrip edildi.  

Aziz Sancar kuşağının başarılı eğitim sistemimizin sonunu hazırlayan filmin adı “Hababam Sınıfı ” olmuştur…
Bu filmin menfi etkisinde kalmış kuşaktan birisi olarak o yıllarda kötü davrandığım arkadaşlarım ve hocalarımla ilgili hep nedamet duymuşumdur.Haklarını helal etsinler…

TÜRKİYE DE ATATÜRK’ÜN İNŞAA ETTİĞİ,KUSURSUZ MİLLİ EĞİTİM SİSTEMİNİ SABOTE EDEN “YOZ BİR KOMEDİ FİLMİNİN” BU DERECE GÖKLERE ÇIKARTILMASI ARTIK ZİYADESİ İLE SIKTI…
TÜRKİYEYİ 12 EYLÜL’E GETİREN BAŞLICA SEBEP OLAN “ANARŞİNİN EĞITİMİ BOYKOTLARLA ENGELLEMESİ ” İÇİN HAZIRLANAN FİLM KOMİNİST BİR DEVRİME GİDEN TAŞLAR OLARAK” DÖŞENSE DE; 12 EYLÜL’E SEBEP OLAN FAKTÖRLERE HİZMET ETMİŞTİR…
GERÇEKLERİN SAPTIRILMASI VE TÜRK MİLLETİNİN APTAL YERİNE KONULMASINA MÜSADE
ETMEYECEĞİZ.

Advertisements

DIŞ POLİTİKAMIZ VAHİM HATALARLA YÖNETİLİYOR…

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan geçtiğimiz aylarda Filistin Cumhurbaşkanı Mahmut Abbas’ı kabul etti.

Bütün dost ülke liderlerine konuştuğu gibi FETÖ nün ülkelerindeki okul ve faaliyetlerine karşı uyardı.Ama cevap bile alamadı???

Çünkü Mahmud Abbas daha evvelden yazdığım yazılarımda açıkladığım, “Fetullah’ın da gizli mensubu olduğu” Bahailik dinin Hayfa da mezarı bulunan lideri Abdul Baha Abbas’ın torunudur

Resimde Mahmud Abbas’ın İstanbul’dan sürgüne Filistin’e yollanan dedesi Abdul Baha Abbas,Amerika da sempozyum vermeye gittiğinde ki afişi görülmektedir. .

İran da babası Mirza Muhammed Bab ile İngilizlerin düşmanı Türk Kacar hanedanı şahı Nasrettin şaha darbe yapmaya kalkıp,başarısız olup İstanbul’a kaçan ve kendilerine kucak açan Sultan Abdülaziz’e Mason Locaları ile darbe yapmaya kalktığı için Hayfa ya sürülen, Abdul Baha (Mahmud Abbas’ın dedesi) İngiliz manda komutanını askerlerini önünde resmi geçit yaptırdığı törenlerde birinde fotoğrafçıya poz vermektedir. Bu resim,bu poz Filistin’i  beni surgüne yollayan Osmanlının elinden alıp İngilize işte böyle verdim pozudur!

Abdul Baha A.B.D. ye gittiğinde oradaki Yahudilerin misafiri olmuştu.

Filistin Kurtuluş Örgütün de sadece muhasiplik yapmış olan Mahmud Abbas,Yaser Arafat’ın zehirlenmesi sonrası 2004 yılında onca Filistinli lider var iken başa geçmesi çok şaşırtıcı olmuştu…

Bu olaydan bir hafta sonra Zaman gazetesinde “Müjdeler olsun”  üslubunda çok küçük bir haber yayınlandı???

Haberde “Filistin Bahailerin den Mahmut Abbas,Yaser Arafat’ın yerine seçildi” denilmekteydi. 

Konuyu teyit etmek için geniş araştırmalar yaptım. 

İsrail deki Jerusalem Post gazetesinde Mordehay Kedar adlı yazarın Mahmur Abbas’ın gizli Bahai olduğunu yazdığını tespit ettim.

Ayrıca Endonezya Bahailerinin internet sitesinde de bu meselenin haber olarak yayınlandığını yıllar sonra öğrenerek Zaman gazetesindeki haberin gerçek olduğunu anladım…

(http://m.republika.co.id/berita/internasional/palestina-israel/14/07/25/n98are-presiden-palestina-sempat-jadi-pengikut-bahai)

A.K.P. HÜKÜMETİNİN SONDERECE ŞAŞKIN BİR DIŞ POLİTİKA İZLEDİĞİNİ DEFALARCA YAZDIM.

M.İ.T. DIŞ İSTİHBARATININ DA SONDERECE KİFAYETSİZ OLDUĞU ORTADADIR.

İSRAİL ARAFAT’I İNGİLİZLERLE BERABER ZEHIRLEMİŞ (ARAFAT FRANSIZLARIN DOSTUYDU) YERİNE İNGİLİZ DOSTU VE İSRAİL DEVLETİNİ KURDURTAN ABDÜL BAHA’NIN TORUNUNU GETİRMİŞTİR. 

İKTİDAR BU ADAM İLE ORTAK FİLİSTİN POLİTİKASI OLUŞTURMUŞ,”MAVİ MARMARA”(GEMİDEKİ İNGİLİZ AKTİVİSTLER İLGINÇTİ ) GOYGOYUNA GELMİŞTİR. 

TAYYİP ERDOĞAN,OTURUP BAHAİ MAHMUT ABBAS’A GİZLİ BAHAİ FETULLAHI ŞİKAYET EDECEK KADAR BİLGİSİZLİK VE GAFLET İÇİNE DÜŞMÜŞTÜR. 

RUSYA İLE İLİŞKİLERİMİZDE DE AYNI ŞEKİLDE RENCİDE OLDUK.

ŞİMDİ KONYA KADAR BİLE OLMAYAN BİR ÜLKE HOLLANDA BİLE TÜRKİYE YE KAFA TUTMAKTADIR….

TAYYİP ERDOĞAN BELEDİYE VE KALKINMA İŞLERİ İLE UĞRAŞMALI,DEVLETİN GÜVENLİĞİ VE DIŞ POLİTİKADAN DERHAL ELÇEKMELİDİR…

TÜRK DEVLETİNİ VAHİM HATALARA SÜRÜKLENMESİNİN BEDELİ GÜN GEÇTİKÇE AGIRLAŞMAKTADIR. 

MÜJDAT GEZEN KİMDİR?

(Bugün Atatürkçü rolleri yapan Müjdat Gezen in Fetullah’ın önünde diz çökerek basına poz verdiği günleri biz unutmadık…Bu resim Müjdat’ın o günlerinden kalmadır)

Yetmişli yıllar sonu  bir iki başarısız filim çekmiş olan bu şahıs,o tarihte Kominizm propagandası yapıp enternasyonal marşı okumasıyla tanınmıştı.
O tarihlerde bu Enternasyonalist ler Atatürk hakkında faşist nitelemesi yaparlardı…
Müjdat Gezen de diğer Enternasyonalist ler gibi seksenlerde liberal kesilmişlerdi.Bu yıllarda Müjdat Gezen,güya halkçı ya “Gırgıriye” diye bir filimle piyasaya çıkıp bu sefer Roman vatandaşlar üzerinden pirim yapmaya çalıştı.
Müjdat Gezen,Kemal Sunal ve Uğur Dündar ile Vefa lisesinden arkadaşlığının rantını yemekten gayrı hiç bir saygın sanat çalışması ortaya koyamamış bir adamdır…
Sanatsal olarak kifayetsiz ve unutulmaya yüz tutmuş Müjdat Gezen 1996 yılında Fetullahçılar ile irtibata girince her şey birden değişti…

Fetullah’ın okullar zincirine benzer Müjdat Gezen Sanat ve Tiyatro okulunu kurdu.

Çok büyük maliyetle Ziverbey köşkünün yanındaki köşkü restore edip,bu okulda kaynağı belirsiz paralarla talebeler yetiştirmeye başladı.Bu dönemde Fetullah’a maddi destek veren işadamlarından Erol Aksoy’un kanalında Müjdat’a bir arpalık temin edilerek “DARBUKATÖR BARYAM” olarak ünlenmesi sağlandı….

Bursa Nilüfer belediyesinden de aynı şekilde böyle bir okul binası alıp 4.8 milyon lira masraf edip okulu batırdığında; Nilüfer Belediye Başkanı Mustafa Bozbey,belediye kasasından bu parayı karşılayarak binayı belediye adına satın alıp Müjdat Gezen’i kurtardı????

Nilüfer belediye başkanı Mustafa Bozbey ise FETÖ davasından tutuklu eski Bursa Valisi Şehabettin Harput’un işadamlarından “haraç almak için” toplantı yeri olarak kullandığı Fetullahçıların restorantının “yıkım kararı” olduğu halde kararı uygulamayıp,görevi ihlal suçu işlemekten yargılanacak kadar Fetullahçılara yakın biridir.

Nilüfer Belediye Başkanı Mustafa Bozbey FETÖ den tutuklanan Bursa eski sanayi odası başkanı Celal Sönmez ile beraber Fetullahçılara öğrenci yurdu bağışında da aktif rol üstlendiği ortaya çıktı.

(http://www.korhaber.com/yhaber.asp?haberid=224533)
Nilüfer Belediyesinin internet sitesinde ise CHP milletvekilinin belediye binasında 15 Temmuz sonrası “tutuklananların çoğu suçsuz ” diyerek FETÖ yü savunan ifadeleri halen durmaktadır.

Nilüfer Belediyesinin resmi internet sitesinde CHP milletvekilinin Nilüfer Belediye binasında verdiği röportaj ile FETÖ tabanına açık mesaj verilmektedir.

MÜJDAT GEZEN KENDİ OKULUNU FETULLAHÇI PROVAKATÖRLER ELİYLE YAKTIRIP BUNUN ÜZERİNDEN SİYASET YAPIP ATATÜRKÜ SUİSTİMAL EDECEK KADAR İLERİ GİTMİŞTİR. (CAN DÜNDAR DA KENDİSİNE ADLİYE KAPISINDA SAHTE BİR SÜİKAST DÜZENLETTİRMİŞTİ)

“DARBUKATÖR BAYRAM” OLMAKTAN BAŞKA BİR MEZİYETİ OLMAYAN BİR FETHULLAH YANDAŞIN DAN ATATÜRKÇÜ KAHRAMAN YARATILMASI MÜMKÜN DEĞİLDİR.

DARBUKATÖR BARYAM EFENDİ HALKIMIZA ÖNCE NİLÜFER BELEDİYESİNİN KENDİSİNE 4.8 MİLYON LİRA HALKIN PARASINI NİYE ÖDEDİĞİNİ AÇIKLASIN…

ATATÜRK’ÜN MÜBÂREK ADINI DA BİR DAHA AĞZINA ALMASIN!

8 Mart Kadınlar Günü

Pazarcı Türk kadını

Dünyada her yıl kutlanan “kadınlar günü”Türkiye de 90’lı yılların sonunda bölücüler tarafından PKK’ya Güneydoğu da ezilen kadın desteğini sağlamak amacı ile yapılan kutlamalar olarak  toplumda dikkat çekti.

Güneydoğu da tarlalarda çalıştırılan kadınlar

Oysaki doğuda kadınların birinci sorunu yoksulluk.Sigortasız tarlalarda çalıştırılması,sağlık hizmetlerinden mahrumiyetleridir.Bu sorunu tabiki HDP ve CHP’liler asla dile getirmediler …

Ege’de kanal inşaatında çalıştırılan kadınlar

Kadın hakları üzerinden siyaset yapıp milletvekili bakan olan kadınların hemen yaşam tarzlarını değiştirip sosyetik olmaları sonrası çalışmak zorunda olan kadınların sorunları her zaman sahipsiz kalmıştır…

Kadın hakları savunucusu olarak öne çıkanlar, siyaseten bir yere gelince,statüleri yükselince sokakta işyerinde ezilen kadını hep unuttular..

Yani en keskin feminist in,feministliği bile hep,koca bulunca bitmiştir.(Örnek Almıla Merter)

Çalışmak zorunda kalan “dul kadınlara” uygulanan tacizler,kadınların ticari reklamlarda “seks objesi” olarak kullanılmaları nedense feminist sosyetenin hiç bir zaman duyarlılığına mahsar olamamıştır.

Belediyelerin pazarcı kadınları siyasal faaliyetlerine katılıma zorlaması,pazarcılık  gibi basit ekmek kazanma alanının bile sadece yandaşlara tahsis edilen bir ayrıcalığı dönüşmesi çalışan kadın için hayatı yaşanmaz hale getirmektedir.

Nişantaşı sosyetesinin paragöz kadınlarının 8 Mart kutlama konseri afişi

BİR TARAFDAN BİN BİR ZORLUKLA ÇALIŞIP,İŞYERİNDEKİ BÜTÜN ZORLUKLARA KATLANARAK, EVLATLARINA EKMEK YETİŞTİREN KUTSAL TÜRK ANALARI

BİR TARAFDAN TAKDIĞI  TÜRBANI ,KILDIĞI NAMAZI SİYASETE ALET EDEREK,KOCASINA SİYASİ MAKAM SAĞLAYIP,KOCASININ BU SAYEDE ELDE ETTİĞİ RANTI YİYİP,CİPLERLE GEZEN VE HER FIRSATTA DİNDAR KADIN HAKLARI EDEBİYATI YAPAN KADINLAR…

BİR TARAFDA AĞZINDA SAKIZ İLE GÜNDÜZ MAĞAZALARI GEZEN,KUAFÖRLERDEN ÇIKMAYAN,ARABASINA BİNİP AMAÇSIZCA AKŞAMA KADAR CADDELERİ GEZİP TRAFİK KALABALIĞI YARATAN,GECE DİZİ İZLEYİP YATAN,ÇOCUĞU İLE İLGİLENMEYEN,ZOR ŞARTLARDA EVİNE BAKAN KOCASINA HÜRMET VE HİZMET ETMEYEN,HİÇ BİR ŞEYDEN MUTLU OLMAYAN TATMİNSİZ AÇ GÖZLÜ KADINLAR….

8 MART KADINLAR GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN..

TEK SORUMLU ERDOĞAN’DIR

Tayyip Erdoğan,Şevki Yılmaz ile Taliban’ın dizinin dibinde fotoğraf çektirip,Milli Gençlik vakıfların da gençlere en radikal konuşmalar yaparak Refah partisi tabanında sempati toplayarak bu günlere geldi.

Tayyip Erdoğan 2012 Şubat ayında iktidarının diğer ortağı Fetullahçıların devlet içindeki örgütlenmesine karşı kendi örgütünü oluşturmak için “kindar gençlik” yetiştireceğini ilan etmişti.

Kendince Tayyibiye örgütü oluşturmaya yöneldikten sonra bu görüşün ideolojisinin  İBDC örgütü ve Necip Fazıl temelinde oluşturmaya başlamış,buna Kadir Mısırlıoğlu gibi alçakları da eklemişlerdir.

Tayyibiye örgütü militanları olarak sokağa kefen giyip dökülenler için yaz kampları açıldı. Bilal Erdoğan’a TÜRGEV adlı vakıf kurdurularak,Osmanlı ocakları gibi yüzlerce örgüt kuruldu.

Tayyip Erdoğan kendini Mehdi olarak gördüğü için kendi tarikatını değil kendi dinini kurmaya çalışmaktadır….

15 Temmuz darbesi Erdoğan tarafından bildiği halde darbeye yol  verilmiştir. Darbe sabahı teslim olan askerleri linç ederek Tayyibiye Teşkilatı sokak eylemlerinde güç gösterisi yapmıştır.

15 Temmuz darbesi sonrası Tayyip Erdoğan sürekli yeni darbe olacağı tehdidinde bulunarak camilerde silahlı örgütler oluşturmuştur.

Kendi adamlarına olan mafyacılar eliyle sokaklarda teşkilatlanıp,üniversiteler,liselerde gençlik örgütleri kurup,bu örgütleri silahlandırmıştır….

Tayyip Erdoğan toplumu “bizden olanlar ve olmayanlar “,”Haluk’un nesli,Asım’ın nesli“olarak böldükten sonra şimdi de “Yılbaşı kutlayanlar ve kutlamayanlar ” olarak bölmüştür.

ERDOĞAN’IN GÖREVİ NESİLLERİ BİRLEŞTİRMEK İKEN;AKSİNE NESİLLERİ PLANLI BİR ŞEKİLDE BÖLMÜŞTÜR.ZAAFİYET YARATMIŞTIR.

DIŞ GÜÇLERİN ARAYIP DA BULAMADIĞI ORTAMI YARATMIŞTIR. TERÖR ZAAFİYET NOKTALARINI VURMUŞTUR…

YILBAŞI ÖNCESİ A.K.P.’Lİ TAYYİPÇİ LERİN YAPTIĞI “YILBAŞI KUTLAYANLARA SALDIRI” KAMPANYASI DIŞ GÜÇLER TARAFINDAN DEĞERLENDİRİLMİŞTİR.

A.B.D. TARAFINDAN YILBAŞINDA REİNA’YA SALDIRI DÜZENLENECEĞİ UYARISI YAPILDIĞI HALDE;EYLEM GERÇEKLEŞTİ VE 39 KİŞİNİN KATİLİ OLAY YERİNDEN KAÇTI???

BU BİR REZALETTİR BU TERÖRİSTE EMNİYET İÇİNDEN BİRİLERİNİN YARDIM ETTİĞİ VE EMNİYETİN GÖREVİNİ YAPMADIĞI KESİNDİR.

İÇİŞLERİ BAKANI DERHAL İSTİFA ETMELİDİR,ERDOĞAN’IN ÜLKE ÜZERİNDEKİ EMELLERİNE DERHAL SON VERMEK ŞART OLMUŞTUR!

DEVLETİN POLİSİ,A.K.P.’NİN HİZMETİNE YETİŞEMİYOR.

Tayyip Erdoğan ın etrafında binlerce koruma olmadan kapıdan dışarı çıkamadığı ülke haline geldik.

Tayyip Erdoğanı taklit eden AKP’li belediye başkanları ve teşkilat başkanları da dörder beşer polis korumayla gezmekteler. Melih Gökçek ise bir kaç vatandaş kendisine yumurta attığı için onlarca polis korumaya ek olarak binlerce kişilik özel koruma birliğini belediye bütçesinden beslemektedir.

Resimdeki AKP Finike belediye başkanının bile koruma teşkilatı gece yarısı adam kaçırma suçu işleyecek kadar pervasızdır.Başkanın şöför ve koruması dört kişiyle beraber adam kaçırma suçundan gözaltına alışmışlardı. 

Yiğit Bulut adlı yancılık görevlisi bile bakanlar gibi onlarca polis korumayla gezmektedir.Büyük Türk bilgesi Yiğit bey’e yumurta değmesin diye devletin polisi her gittiği yerde şemsiye ile nöbetçi dikilmektedir

Muhallebi çocuğu Yiğit her yerde rahat yağcılık yapsın yumurta isabet etmesin diye alınan önlemler,AKP’li kalantorları koruma görevi Türk Polisini kapıkulundan beter hale getirmiştir.

Sadece eski Başbakan Davutoğlu’nun kızı Safura ya bile ev ve yakın koruma olarak onlarca polis hizmet etmektedir.

AKP’li il ve ilçe başkanları,belediye başkanları,başkan yardımcıları,encümenleri yetmezmiş gibi AKP’li tokatçı işadamları ve mafyacılara bile polis koruma tahsis edilmiştir.AKP’li binlerce kalantor için yüz bin polis koruma olarak görevlendirilmiştir

POLİS TEŞKİLATI ZATEN FETULLAHÇILARIN KUŞATMASINDA KİMLİĞİNİ VE MİSYONUNU YİTİRMİŞTİR.

MEVCUT POLİS KADROSUNUN YARISI A.K.P.’Lİ KALANTORLARI YUMURTA SALDIRISINDAN KORUMAKLA GÖREVLENDİRİLDİĞİ İÇİN POLİS GÖREVİNİ YAPAMAZ HALDEDİR…

A.K.P.’Lİ KALANTORLARI KORUMAKTAN POLİS KENDİNİ BEŞİKTAŞ DA KORUYAMAZ HALE GELMİŞ,RUS BÜYÜKELÇİ BİLE ANKARA NIN ORTASINDA KORUNAMAMIŞ VE ÖLDÜRÜLMÜŞTÜR.
 

DEVLET ADAMLIĞI

Bu resimdeki adam Stalın döneminde Azarbaycan’ın yöneticisi Mir Cafer Bağırov‘dur.

1946 yılında Mir Seyid Pişaveri,Tebriz merkezli İran da büyük bir Türk isyanı başlattı.İsyan Tahran kadar dayanınca Farslar Sovyetlerin yardımını istedi.

Stalin isyanı bastırma görevini Azerbaycan Komünist partisi birinci katibi Mir Cefer Bağırov’a verdi.
Bağırov,Rus askerlerinin başında İran Azerilerini ezdi…

Bağırov soydaşlarının İran daki bağımsızlık mücadelesini Sovyetlere yaranmak için acımasızca ezince Komünist partisinde yıldızı parladı.

Bu sefer Stalin ve Azerbaycan Ermenilerinin teşvikleriyle Komünizmin bekaası için Azeri Türklerinin özgürlük direnişçilerine yönelik katliamlara başladı.

Bağırov bir süre sonra Azerbaycan komünist partisinin yöneticisi Ermenilerin elinde kukla haline geldi.

Ermenilerin kendini kullandığını anladığın da binlerce Azeri vatansever işkencelerle öldürülmüştü…

Bu sırada Stalin öldü ve yerine gelen Kuruşçev, Azeri Türklerinin yoğun şikayetleri üzerine,Stalin dönemi yapılan zulümlerin yükünden kurtulmak için Bağırov’u tutuklattı.

Bağırov hapishanede kaldığı dönemde öz halkına yaptığı zulümlerden dolayı ağır vicdan azabı çekti…

Bir süre sonra idam talebi ile mahkemeye çıkarıldığında heyete hitaben tek bir söz söyledi ve bir daha savunma yapmadı…

Bağırov mahkemeye şöyle söyledi:

“ÇOK PİŞMANIM ERMENİLER BENİ KULLANDI VE KANDIRDI…

BEN AZERBAYCAN’I YÖNETEN SORUMLU KİŞİYDİM VE DÖNEMİN KATLİAMLARININ TEK SORUMLUSUYUM BENİM CEZAM İDAM DEĞİL BALTA İLE DOĞRANMAK OLMALIDIR.…”

TÜRKİYE CUMHURİYETİNİ KEYFİ YÖNETEREK SURİYE BATAĞINA SOKAN CEMAATLERE MAHKÛM HALE GETİREN RECEP TAYYİP ERDOĞAN BU GÜNKÜ SORUMLULUĞU TAŞIYACAĞINI BİLMELİDİR

ÜLKE KAN GÖLÜNE DÖNMÜŞTÜR,TERÖR TOPLUMU ESİR ALMIŞ,EKONOMİ ÇÖKMÜŞTÜR

TÜRK MİLLETİNİN NAMUSUNA EMANET BÜYÜKELÇİ DEVLETİN POLİSİ TARAFINDAN ÖLDÜRÜLMÜŞ,TÜRK DEVLETİ DÜNYADA İTİBAR KAYIP ETMİŞTİR…

SORUMLULAR İSTİFA ETMELİDİR..