KRİPTO KÜRT IRKÇILARI

PKK’NIN 12 Aralık Beşiktaş katliamı konusu üzerine, Nurcu Mücahit Ören’in TGRT kanalında saat 22.30 da Savcı Sayan adlı eski CHP’li ateşli bir şekilde konuşuyor…

Ulusalcı Baykal’ın CHP başkanlığından tasfiye edilmesinde rol aldığı söylenen CHP’li Savcı Sayan sonradan AKP saflarına geçerek döneklik ticareti yapmaktadır.

AKP den milletvekili aday adayı da olan  bu adam,AKP tarafından sırf eski partisi aleyhinde konuşturulmak için Medyatik yapılmıştır.

Dönekliği kazanç kapısı yapan bu adam ise yıllarca CHP de gizlemek zorunda kaldığı kürtçülüğünü medyatik olmasını fırsat bilerek her konuşmasında işlemektedir.

Bu alçak adam her televizyon kanalında PKK aleyhinde konuşurken Kürtçülük propagandası yapmaktadır.

TGTR kanalında 16 Aralık gecesi aynen şunları söylemektedir:”Ben Kürt coğrafyasını gezdim,bütün Kürt coğrafyasını gezdim,Kürt halkı teröristleri desteklemiyor.”

Bu kancık köpeğin bu konuşmalarını sözde milliyetçi AKP’liler de destekliyorlar.

Kimse bu satılık Kürt ırkçısı köpek’e sormadı??

1-SEN KÜRT COĞRAFYASI DİYE DEFALARCA VURGULAYARAK DOĞU VİLAYETLERİMİZİN KÜRDİSTAN OLARAK BİZE BENİMSETME GÖREVİNİ KİMDEN ALDIN?

2-SEN DOĞU VİLAYETLERİMİZE KÜRT COĞRAFYASI DİYECEK VE DOĞU NUFUSUMUZUN KÜRT HALKI OLARAK NİTELENDİRECEK NÜFUS VERİLERİNE SAHİP OLMADIĞIN HALDE BU BÖLGEDE YAŞAYAN MİLYONLARCA TÜRKÜ YOK SAYACAK CESARETİ KİMDEN ALDIN?

3-SIRRI SAKIK GİBİ PKK KÖPEKLERİNİN SÖYLEDİĞİ SÖZLERİ HDP’Lİ LER SÖYLEDİKLERİNDE AKP TABANI TEPKİ GÖSTERDİĞİ İÇİN BU KRİPTO KÜRTÇÜYÜ PİYASAYA SÜRMEK HANGİ GİZLİ SERVİSİN OYUNUDUR?

4-BU KRİPTO KÜRTÇÜYÜ KİM KANAL KANAL GEZDİRİP KÜRTÇÜLÜK YAPTIRIYOR İSE BU KÖPEĞİN KİM TASMASINI TUTUYOR İSE BEDELİNİ AĞIR ÖDEYECEK….

5-BU KÖPEK AÇIKÇA BÖLÜCÜLÜK TAYYİP ERDOĞAN YALAKALIĞI YAPARAK GERÇEKLEŞTİRİYORSA TAYYİP İLE BİRLİKTE BEDEL ÖDER YOK BU ADAM ALENİ CASUSLUK EDİYORSA DERHAL TUTUKLANMALIDIR.

6-TAYYİP ERDOĞAN VE PARTİSİ ASLA KARNINDAN KONUŞAN BÖLÜCÜ KÖPEKLERİN KONUŞMALARINA MÜSADE EDEMEZLER….

7-BEN KARS’LI,DOĞULU VE TÜRKOĞLU TÜRKÜM,DOĞU VE GÜNEYDOĞU İÇİN,BENİM VATANIM İÇİN KÜRT COĞRAFYASI DİYENE BU ÜLKEYİ DAR EDECEĞİM….

BENİM YETMİŞ GÖBEK ATALARIMIN YURDU OLAN DOĞU VE GÜNEYDOĞU YA KÜRT COĞRAFYASI DİYENLERE VE ONLARA ÇANAK TUTANLARA BU VATANI ZINDAN EDECEĞİZ…

DOĞU VE GÜNEYDOĞU DA OĞUZ BOYLARINA MENSUP OLMAYAN BİR TANE BİLE AŞİRET YOKTUR.HEPSİ AMA HEPSİ TÜRKTÜR…

BU VATAN’A RUS,ERMENİ,YUNANLILARIN YAPAMADIKLARINI KÜRTÇÜLER SON 30 YILDIR YAPTILAR!!

BU KANCIK SİYASETİ BIRAKIN ARTIK KAHPE KÖPEKLER!!

BİRAZ ERKEKLİĞİNİZ VARSA ÇIKIN KARŞIMIZA!!

BEN KÜRDÜM,BEN TÜRK DEĞİLİM DİYEN KİŞİNİN ERMENİ DEN,YUNANDAN FARKI YOKTUR,DÜŞMANDIR…

KÜRTÇÜLERE BUNDAN SONRA DÜŞMAN HUKUKU UYGULANACAKTIR…

 

Advertisements

SURİYE BATAĞI

Tayyip Erdoğan,Akbil yolsuzluğu ile yargılanıp,muhtar bile seçilmesi imkânsız iken “üst akıl” tarafından başbakan yapıldığını daha evvel yazmıştım.

BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİNİN EŞBAŞKANIYIM dediğinde bunu bir barış projesi olarak takdim ediyor Esad ailesini İstanbul’a davet edip ahbaplık ediyordu.

wp-1481880297748.jpg

Esat ailesinin yıllarca PKK’yı destekleyip vatanımızı kana bulaması,Ermenistan ile askeri işbirliği anlaşması imzalaması,Türkmenleri katl etmeleri bir çırpıda unutulmuştu ki,Suriye de içsavaş başladı.

Tayyip Erdoğan birdenbire yine dönüş yapıp Esad’ı diktatör ilan etti.(Sanki bu ailenin 40 yıllık dikataörlüğünden hiç haberi yokmuş gibi)

Tayyip Erdoğan halifelik hevesiyle “Şam da cuma namazı kılacağım” diyecek kadar kibir kapılıp ülkemizin güvenliğini,SURİYEDE ki dört milyon Türkmen nüfusu ateşe attı.

Zamanında dünya kamuoyu desteği arkamızdayken Suriye ye müdahale edemedi.Halep deki Türkmen direnişçileri yalnızlığa terk ederek,4000 yıllık Türk şehri Halep’in yanıbaşımızda yerle bir edilmesine seyirci kaldı…

Birde sıkılmadan yine muhtarları toplayıp,muhtarlara dert yanmaya devam etmektedir.

Tayyip Erdoğan,“Şam da cuma namazı kılacağım” boşboğazlığından şimdi öyle bir noktaya gelmiş ki ülkemizi böldürmeyeceğiz,Ege sularında boğulmayacağız” diyerek,Suriye’de  ki içsavaşın kapımıza dayandığını resmen itiraf etmiştir.

Tayyip Erdoğan sınırsız kibiri etrafındaki yolsuz ve yoz yandaşları ile dünya nezdinde Türkiye yi “Terör örgütlerini destekleyen ülke”,kendini ise diktatör durumuna düşürmüş vaziyettedir.

Türkiye yi “üst aklın” mezhep savaşına sokmak için elinden geleni yapmaktadır.Tayyibiyeci ve dünün Fetullahçısı Alper Tan adlı “Kripto gazeteci” Kanal A adlı televizyonda her fırsatta İran düşmanlığı ve MESHEPÇİ tahrikler yapmaktadır.Diğer Tayyibiyeci gazeteciler de ondan geri kalmamaktadırlar.

ÜLKENİN BİR ANDA KENDİNİ “MESHEPÇİ SAVAŞININ” İÇİNDE BULACAĞI KESİNLEŞMİŞTİR.

CUMHURBAŞKANININ DENGESİZLİKLERİ HEPİMİZİ VE DÜNYAYI ÜÇÜNCÜ DÜNYA SAVAŞINA SÜRÜKLEYECEK BOYUTA ULAŞMIŞTIR.

SN.BİNALİ YILDIRIM VE A.K.P.’Lİ BİR ÇOK VATANSEVER İN DERHAL ÜLKENİN GELECEĞİ İÇİN TAYYİP ERDOĞAN’IN GÜVENLİK MESELELERİNE EL ATMASINI ENGELLEMELERİ VE ÜLKENİN GÜVENLİK SİYASETİNİ ÜLKÜCÜLERE BIRAKMALARI ZARURET HALİNİ ALMIŞTIR.  

DIŞ POLİTİKA BATAĞI

Rus uçağının düşürülmesi sonrası Tayyip Erdoğan her zamanki gibi diplomasi usluplarına uymayan kabadayılık konuşmaları yaptı.

Ancak Rusyanın kararlı politikasına boyun büktü.

Türkiye ye Putin  geldiğinde Cumhurbaşkanlığı makamının kapısında karşılanmıştı.

Uçak krizi sonrası Tayyip Erdoğan,Putin’i ziyarete gitmeden evvel kabadayı üslübünde yaptığı konuşmaları terk edip “özür dilediği” halde;Putin büyük nezaketsizlik göstererek Tayyip Erdoğan’ı kapıda karşılamayı bırakın özellikle kameralara en üstteki görüntüyü aldırarak “sırtı dönük” karşılayacak kadar rencide etmiştir.

Tayyip Erdoğan dış politika üzerine hamaset ve ham konuşmaları ile ülkeyi çok vahim tehlikelere sürüklemiştir.Muhtarlara dış politika ve strateji konuşmaları yapmak gibi bir saçmalığa artık bir son vermelidir . 

Rus uçağı “angajman kuralları gereği vuruldu” diyecek kadar yüreği olmayanlar, devlet yönetemezler.Uçağı düşürdükten sonra konuştuğu kabadayıca kelimeler ne kadar çirkinse; “FETÖ cü subaylar uçağı düşürdü” diyerek kıvırmak ondan misliyle çirkin olmuştur ….

Tayyip Erdoğan Türkiye yı dünyaya rezil etmiştir.Rus medyasının alayları çok ağır vaziyettedir.Daha kötüsü Putin ve adamlarının müthiş bir özgüven ile üzerimize gelme cüretine yol vermiştir .

Rusya gözümüzün içine baka baka “uçağının düşürülme yıl dönümünde” askerlerimize saldırmıştır.

Binali Yıldırım Medvedev ile yaptığı görüşmede Rusların İHA desteğinde Suriye uçağının askerlerimize saldırdığı gerçeğini “neredeyse yalvarırcasına” dile getirmesi vahimdir.

Tayyip Erdoğan dış politika konularını belediye yönetmek zannetmeye devam etmektedir.

Bu acemi dış politika iki yıl içinde bütün stratejik gücümüzü kayıp etmemize yıl açmıştır.

BU TÜRK MİLLETİNİ KABADAYILIK YAPACAĞIM,HALİFE OLACAĞIM HEVESİYLE RUSLARIN KARŞISINDA RENCİDE ETMEYE KİMSENİN HAKKI DA,HADDİ DE YOKTUR.

DIŞİŞLERİ BAKANI DA KİFAYETSİZ BİR ADAMDIR VE ACİLEN DEĞİŞTİRİLMELİDİR….

RUS UÇAĞININ DÜŞÜRÜLMESİNDE TAYYİP ERDOĞAN “İNGİLİZ OYUNUNA” DÜŞMÜŞ VE BU DÜŞTÜĞÜ DURUMDAN ŞAHSİ POPÜLARİTESİ Nİ YÜKSELECEĞİNİ ZANNEDEREK OLAYIN ÜSTÜNE GİTMEMİŞTİR ….

HULUSİ AKAR İSE OLAYIN EN ÖNEMLİ FAİLİ OLARAK HÂLÂ GÖREVİNE DEVAM ETMEKTEDİR …

BU KADAR DERİN GAFLET UYKUSUNDA OLDUĞU HALDE KİBİRLE HAREKET EDEN TAYYİP ERDOĞAN; BU DEVLETİ YÖNETECEK EHLİYETE SAHİP DEĞİLDİR.

KÜLHANBEYLERİNDEN KABADAYILARA…

Bu resim Kütahyadaki Külhan Cafer Dede türbesini göstermektedir, saray hamamın da külhancı olarak çalışan  Cafer Dede adlı Yeniçeri eskisinin sırrı ifşa olmuş ve hiç odun tüketmediği anlaşılınca,sadece  bir mum ateşi ile hamamı ısıttığı ortaya çıkınca; halk tarafından evliya olarak kutsanmıştır .

Yine Aksaray ilimizdeki Külhan Ali Baba türbesi ise Evliya Çelebi nin seyahatnamesi de anlatılmaktadır.

Osmanlı devrinde ilk olarak tarih sahnesine çıkmış olan Külhan beyleri dini birer kutsiyet taşımaktaydılar .

Lale devrinde zevk ve saltanat dalan devlet yöneticilerinin zulmüne karşı halkı Külhanbeyleri bilinçlendirip , cesaretlendirdikleri için isyana bir hamam tellak’ ı olan Patrona Halil liderlik edebilmiştir.

Patrona Halil isyanı sonrası Osmanlı devletini içerden karıştıran Avrupalı elçiler eliyle başlayan anarşi devrinde, Külhanbeyleri aktör haline geldiler. Lale devri sonrası Külhanbeyleri zaman içinde dış tahrikçilerin paralı adamı haline geldiler.

Osmanlının, lale devri sonrası patlayan anarşi devrinde toplumda adalet ve doğruluk uygulayıcıları olarak saygı gören Külhanbeylerin ,dervişan vasıflarını yitirmeye başlayıp , meyhane , kumarhane, kerhane işlerine bulaşan materyalist saldırganlar haline geldiği dönem olmuştur  .

Halktan o zaman’ a kadar saygı gören Külhanbeyi sözü, bu dönemde  ” kabadayı ” olarak ” akılsız , saldırgan ,kaba saba ahlaksız  , serseri” anlamında kullanılır olmuştur. Halk geçmişte saygı duyduğu manevi önderlerden olan Külhanbeyilik sıfatını yeni zaman saldırganları için kullanmaktan kaçınarak, kendine külhanbeyi süsü veren ” materyalist saldırganlar “, ” serseri ” anlamına gelen ” kabadayı ” sıfatı ile horlamıştır…

Osmanlı  devletinin 1918 yılında işgali ile beraber ,itilaf devletlerinin askerlerinin desteklediği Rum ve Ermeniler İstanbul da ” Kabadayı  ” olarak kötü nam yaptılar.

İşgal altındaki İstanbul’daki Türklere yabancı askerlerin musallat ettiği Piç Ardaş gibi Ermeni ,Hrisantos gibi Rum genelev kadınlarından doğma serseriler vahşetler sergilediler.

Bu gayrimüslim saldırganlara karşı ; İpsiz Recep ,Demirci Mehmet efe gibi Kurtuluş Savaşı kahramanları,  Topkapılı Canbaz Mehmet gibi Milli Müdafaa gurubu kahramanları ortaya çıktı.

Cumhuriyet sonrası Atatürk anarşiye son verip, ülkede adaleti tesis edince; kabadayılar kenara çekildiler.

27 Mayıs ihtilali sonrasında dış güçlerden beslenen gazetelerin kahramanlaştırdığı Necdet Elmas piyasaya sürülerek ,yeniden kabadayılar eliyle ülkede anarşi dönemi başlatılmıştır .

İşgal döneminde dış güçlere hizmet eden Ermeni şirretleri ,tehcir sonrası gelip göstermelik Müslüman olmuşlardı. Bu kripto Ermenilerin de yeniden kabadayı sıfatıyla sahneye çıkarıldıkları ve sol , sağ çatışmalarının yaşandığı anarşi devrine sürüklendik ve 12 Eylül yaşandı.

12 Eylül de Bulgar, Rus gizli servisi ile çalışan kripto Ermenilerin sigara ,viski , silah kaçakçılıkları yaparak, sağ ve sol örgütleri çatıştırarak servetler yaptıkları ortaya çıktığı halde ; yargıdaki yandaşları yardımıyla kurtulup, Turgut Özal devrinde yeniden piyasaya çıktılar.

Bu dönemde Alaaddin Çakıcı ,Kürşat Yılmaz gibi yiğit ülkücüler kripto Ermeni ve Kürtçü mafyanın kabadayılarını paçavra ettiler.

Türkiyede dış güçlerin ,Fetullah’ın taşeronluğunu yapan kabadayılar yeniden türese de karşılarına ; Mehmet Ökten , Ahmet Tekin Baykan ,Alaaddin Çakıcı ,Kürşat Yılmaz gibi Külhanbeyi ruhunu yaşatan adamlarda çıktılar .

Rahmetli Dündar Kılıç ile sohbetlerimden edindiğim intiba da aynıydı ,Dündar Kılıç da ulusalcı ,Atatürkçü, paraya önem vermeyen,Külhanbeyi bir adamdı…

Bu günlerde yine “kabadayı ” dizileri popülerliğini sürdürüyor . Halk’ a kaçakçılık yapan ve terör örgütlerini silahlandıran  serseriler ,” kabadayılık ” sıfatını aklamak için birer kahraman olarak sunulmaktadır …

Bu dizilerin etkisinde kalan bazı gençlerimizin şuursuzca özentileri sonucu potansiyel kurbanlar haline geldiklerini üzülerek izlemekteyim.

TOPLUMUMUZA KARŞI DIŞ GÜÇLERİN PİYONU OLAN KABADAYILAR İLE ADALET SAVAŞÇISI VE MANEVİYATÇI KÜLHANBEYLERİN AYRIMINI İYİ YAPMALIYIZ …

KÜRESEL GÜÇLERE TAŞERONLUK EDEN SERSERİLER İN TOPLUMDA “KABADAYI” SIFATI VERİLEREK İTİBAR SAHİBİ YAPILMASI,TÜRK MİLLETİNE PİSKOLOJİK HAREKÂT YÜRÜTMEKTEDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR….

BİLİM VE TEKNOLOJİDE NEREDEYİZ?

Türkiye 57. hükümet devrinde zirveye çıkan KOBİ’lere dayalı sanayileşme stratejisinden,Türkiye’nin ilerde askeri güç haline gelmesinden korkan, dış güçlerin müdahalesi ile vazgeçirildi.

Özal,Çiller döneminden beri sürdürülen KOBİ’lere dayalı  sanayileşme çalışmalarını desteklemek için Üniversiteler kapsamında kurulan Teknokentler idealist bilimadamlarımızın gayretleri ile ümit verici çalışmalar yapmaktaydı.

Ancak dış  güçler ve onların yerli işbirlikçileri,”anayasa kitapçığı fırlatma provakasyonu” yaparak bankaları ve ulusal ekonomiyi batırarak,Kemal Derviş’i Türk ekonomisinin başına oturtup,sanayileşme stratejimizi yok ettiler.

Sanayileşme ve bilimsel çalışmalardan Türkiye’yi vazgeçmek zorunda bırakarak “inşaat ve turizme” dayalı bir ekonomiye mahkûm ettiler.

Türkiyeyi, Çin de imal edilen sahte malları,Irak üzerinden Avrupa Birliğine sokarak,Avrupa ekonomisini sabotajında kullanılan tokatçı ülke görevine razı ettiler.(Böylece bir taraftan gelecekte bir Kürdistan kurmak için Türklerin Çin mallarını gümrüklemek için ödedikleri vergilerle, Kürdistan devleti kurmayı hedeflediler,diğer tarafdan Çin malları ile Türk sanayisinin öldürüp,üretim yerine,ithalatçı bir ülke haline getirildik)

Bu projeye uygun insanları da Türkiyedeki “Milli sanayi kurulmasını” gaye edinmiş Erbakan’nın paragöz olan talebeleri arasından devşirerek AKP iktidarını kurdular.

AKP iktidarının 14 yıllık saltanatında,Türkiyede sanayi yok edilmiştir. Bilim ve teknolojide ise tamamen gerileyip dışa bağlı hale getirildik.

AKP bir yerli araba yapmayı bile beceremez iken Kadıköy kadar bir devletçik olan İsrail, dünya tip,elektronik,lazer,optik,plastik teknolojilerinin lideri haline geldi.

İsrail’i sadece bir tek elektronik şirketi İntel bile,Türkiyenin elektronik sektöründen fazla yıllık ihracatına sahip hale gelmiştir.

AKP’liler işsiz genç yığınların,sanal alemde kendini pazarlayan, tatmin arayan hastalıklı kitleler haline getirilmesiyle övünecek kadar toplumu ahmak yerine koymaktadır.

Bu işsiz sosyal medya bunaması  gençleri trol,propandası haline getirerek,siyasi iktidarlarının devamına hizmet ettirmeyi;teknolojiye ayak uydurmak olarak halka taktim etmektedirler.

Yani son 13 yılda biz facebook,instagram da foto paylaşmakla övünüp,twitter den bir birimize gider yaparken; İsrailliler elektronik sektöründe,tıp da muazzam icatlar yaptılar.

AKP’liler özel hastaneler ve şehir hastanelerine son 13 yılda 80 milyar dolar “beton ve çimento” yatırımı yapıp, “sağlıkta devrim” yaptıkları propagandası yaparken;İsrailliler sibernetik,ultrason,nanoteknoloji  ve akıllı ilaçlar alanında muazzam icatları piyasayı elegeçirdiler.

Bu gün ABD’li doktorlar bile,”merkezi titreme”,Parkinson,MS,beyin tümörleri tedavisinde İsraillilerin geliştirdikleri özel ultrason makinalarını kullanırken ,AKP’liler sahipleri oldukları hastanelerde ticareten zenginleşmeyi marifet sanmaktadırlar.

AKP’liler,ABD gibi dost müttefik ülke ile ilişkileri Fetullahçılara bırakıp sonrada Fetullahçılarla kötü oldukları için Amerikalılarla çekişme yaşarken; İsrailliler ABD ile ortak bilim  ve teknoloji konseyi oluşturup,Amerikalıların teknoloji ortağı haline geldiler.

AKP’liler Çin de imalat yapıp zenginleşme gayreti içinde yaşarken;İsrailliler,Amerikalılara ile kurdukları gibi Çin ve Hindistan ile ayrı ayrı bilim ve teknoloji konseyleri kurmak süretiyle ile teknoloji ortağı oldular.

İsraillilerin askeri teknolojiler ve silah sanayinde ki son 13 yıllık icatlarını  saymaya ise sayfalar yetmez.

AKP’lilerin “milli savunma sanayisi geliştirdik,icatlar yapıyoruz” palavraları Türkiye zaman kaybederken; İsrailin yaptığı icatlar ve başarıları içimizi acıtmaktadır. 

ADALET VE KALKINMA PARTİSİ 14 YILDA TÜRKİYEDE “ADALETİ YERLEBİR ETMİŞTİR”.

KALKINMA” İSE BİLİM VE TEKNOLOJİDE GÜN GEÇTİKÇE GERİLEDİĞİMİZ İÇİN HÜSRAN OLMUŞTUR!

TÜRKİYE ARTIK TAYYİP ERDOĞAN’I ONUN KİBİR VE YALANLARINI TAŞIYAMAZ HALE GELMİŞTİR!

YİĞİT MUHTAÇ OLMUŞ KURU SOĞANA

ANAP İktidarı ile birlikte Türkiye de “parti finansörö” işadamları ve ANAP’lı parti il,ilçe ve Genel Merkez yöneticilerinden oluşan bir vurguncu sınıf zenginleşmeye başladı.

Özal ve onun zengin ettiği Selim Edesler,Ağa Ceylanlar,Halis Topraklar ve bunları taklit eden bir kaç bin kişiden oluşan bir vurguncu sınıf halktan toplanan bütün vergileri ve devlet imkanlarını yağmaladı.

Örnek vermek gerekirse o dönem genç bir milletvekili olan Mesut Yılmaz’ın Karadeniz çay üreticisini perişan eden Akfa çay fabrikası vurgunu meclisteki yandaşları ile özenle kapatıldığı gibi Mesut ödüllendirildi,Başbakan yapıldı.

Mesut’da bu iyiliğin karşısında 57.hükumet döneminde Karadeniz’i çay üreticisini İngiliz kartel’i Lipton firmasına peşkeş çekti.Törenle Lipton çay fabrikasının kurdelesini kesti.Bu gün Mesut un kardeşi Turgut’un bankası ve milyarlarca dolar servetini nerden edindiği artık sorgulanmıyor  bile…

ANAP dan o dönem  milletvekili olan Halit Dumankaya da Bostancı da dere yatağında olan Vakıf arsasını şaibeli şekilde alıp rezidans blokları dikerek,birden holding haline gelip FETÖ’nün en önemli finansörü haline nasıl geldiği sorgulanmadı….

ANAP’ın devletin imkanlarını kendi üç beş bin adamına aktarmasından ve gün be gün fakirleşmekten bıkan Türk milleti DYP-SHP kualisyonuna sığındı.Fakat değişen bir şey olmadığı gibi ANAP iktidarı döneminde devleti talan eden üç beş bin vurguncu tam doyuma ulaşmış iken; DYP ve SHP’li kadroların beş on bin partili soyguncusu daha eklenerek, devlet hazinesine on binlerce hırsız aç kurtlar gibi saldırdılar.

Hemen ANAP döneminde zenginleşmiş kalantorlar da dönemin iktidar partilerine kaydılar,yeni dönemin parti tüccarları ile ortaklıklar kurarak yağmaya devam ettiler.

Özer Çiller ve yandaşları Demirel ve ona bağlı vurguncu işadamları medya baronları ve mafya ile birlik olup Fetullahçıları da yedeklerine alarak mazlum Türk milletinden tahsil ettikleri vergileri ve on da bir fiyata sattıkları kamu mallarının parası ile yatlar,helikopterler,özel jetlerde sefa yaptılar.

1474620489982441962327

Özal döneminde TÜSİAD  adı altında birleşen kalantorlar bir tarafdan her seçim öncesi partilerle pazarlık edip devletin hazinesini siyasetçiler le bölüşürken diğer yandan sahibi oldukları bankalar vasıtası ile hazineyi yüksek faizle borçlandırarak küçük esnaf ve çiftçinin kanını emdiler.

ANAP ile başlayan vurguncu işadamı çetelerinin halkı köleleştirme süreci MHP ve DSP’nin 57.hükümeti kurmasıyla darbe yedi.

Sadettin Tantan ve Zekeriya Temizel baronlara operasyonlar yapmaya başlayınca ve 57.hükümet “yöresel kalkınma planları” yapıp KOBİ’lere destek vermeye başlayınca Fetullahçı Hüsamettın Özkan’ın MGK’da provakasyonu sonucu “anayasa kitapçığı atma” hadisesi gerçekleştirildi,bankalar batırılarak ulusal sanayi kurma teşebbüsümüz sabote edildi.

ANAP iktidarından beri gün be gün fakirleşen halk,orta sınıf’ın bankalardaki bütün birikimleri de ellerinden alındı.

ANAP döneminde Özal eliyle zengin edilenler halkı kömür,makarna yardımına muhtaç hale getirip AKP’yi kurdular.Yolsuzlukları ayyuka çıkmış eski ANAP’lı siyaset bezirgânlarını kızağa çekip Erbakan’nın talebelerini yolsuzluk pastasını ortak ederek çete ortaklarına bir elli bin kişi daha eklediler.

Bu gün “Türk milletinin A… koyim” diyenlerden Mehmet Cengiz ,Mesut Yılmaz’ın Karadeniz otoyolu projesini vererek,hazineden milyar dolar para aktarması sonrası baron olmuştur.Çalık ailesi de Malatyalı  Özal’ın zengin ettiği bir aile olarak diğer baronlarla birlik olarak,AKP iktidarını Türk milletinin başına tebelleş etmişlerdir.

Özal döneminde uyuşturucu,tefecilik ve fuhuş işlerini de organize eden Kürtçü mafyası Ağa Ceylanlar,Halis Topraklar gibi liderleri ile ülke hazinesine çökmüşlerdi.AKP iktidarında bu sayı on misli artmıştır.Kürtçü ve bölücüler bir tarafdan PKK’yı destekleyip ülkeyi kan gölüne çevirirken diğer yandan İstanbul,Ankara,Antalya,Bodrum da yatlarında arsız kahkahalar atarak sefa yapıyorlar…

Bu gün AKP teşkilatlarının kapısında dilenci hale getirilmiş olan onurlu Türk milleti,oğullarını askere yollayıp şehadet haberlerini aldıkları halde devletine sadakatten bir an olsun ayrılmadı

İşini kaybeden esnaflar çocuklarına ekmek götürmek için namusuyla işporta tezgahı açarken bile baronların iktidarlarının rüşvet garibanı olan zabıtlara dövdürülerek onurlarıyla oynandı.

Esnaf,işçi,memur çocukları fakirlikten fuhuş,uyuşturucu batağına göz göre göre yığınlar hâlinde sürükleyip yok olurken,oğullarını baronların elemanı olan mafyacılar tetikçi olarak harcadılar.

Bilmem kaçıncı sefer çıkartılan vergi affı için bile para bulup vergi borcunu (baronlara dağıtılacak olan vergiler) yatırmaya çalışan Türk milletinin içine düştüğü durumu Aydın Doğan’ın gazetesi hemen değerlendirmiş ve halka vergi borcunu ödemek için bankalardan kredi almasının daha avantajlı olduğu aklını vererek,maliye kıskacındaki vatandaştan bile faiz parası koparmaya çalışmaktadır.Açıkça artık ölü soygunculuğu yapacak kadar doyumsuz olmuşlardır.

Toplumun binde biri olan hırsız azınlık Türk milletinin vergilerini yağmalamaktadırlar.

Umutsuz halk yığınları cemaat şeyhlerine,parti ağalarına köle haline getirilip Göktürk kitabelerinde yazdığı gibi kızları cariye yapıldı.

EY TÜRK MİLLETİ TİTRE VE KENDİNE GEL

SEN MANÇURYA’DAN ALP DAĞLARINA,URALLARDAN PAMİR DAĞLARINA KADAR YER KÜRENİN,ARZ’IN SAHİBİSİN….

SEN AYAĞA KALKMAZ VE ONURUNA SAHİP ÇIKMAZ İSEN ZULÜM ALTINDA İNLEYEN BEŞERRİYETİ KİM KURTARACAK?

SEN AYAĞA KALKMAZ İSEN ALLAH’IN NİZAMINI İNSANLIĞA KİM ANLATACAK?

ÜST AKIL GERÇEĞİ

1996 yılında A.B.D. de CIA’nın planlama kurumlarından olan Rand corparation raporu ile Tayyip Erdoğan Türkiye de siyaset sahnesine sürüldü.

Rand corparation 1996 yılı raporuna göre Türkiye yi A.B.D. en kolay şekilde Abdullah Gül,Cumhurbaşkanı,Tayyip Erdoğan başbakan olursa yöneteceği planlanmıştı.

Rand corparation raporunda Tayyip Erdoğan iktidarı sonrası Genel kurmayın tasfiye edilmesi de planlanmıştı.

Hemen dönemin Ankara büyükelçisi Abramowitz’in Tayyip Erdoğan’ı himâyesine alarak Erbakan’nın yerine hazırladığı haberleri basında yer aldı.

Hukuken “Muhtar bile seçilmesi” mümkün olmayan Tayyip Erdoğan’ı Beyaz sarayda 3 Kasım 2002 seçimleri öncesi  Bush kabul ederken; acaba Mart 2003 de Siirt de,”Jet Fadıl” olarak bilinen figüranın tutuklanması ile “hülle seçimi” yapılarak başbakan olacağını nereden biliyordu?

Tayyip Erdoğan sırf başbakan olsun diye önce yasalar zorlanarak ve Deniz Baykal,”Cumhurbaşkanı yapılacağı rüşveti” ile Yaşar Nuri Öztürk aracılığı ile ikna edilerek milletvekili yapıldığı sonradan ortaya çıktı.

Yine üst akılın Rand corparation raporu doğrultusunda Büyük ortadoğu eşbaşkanı olarak görevlendirilen Tayyip Erdoğan’ın İstanbul belediyesindeki yolsuzluk dosyaları yasalar zorlanarak, sümenaltı edildi.

Üst akılın Rand raporu doğrultusunda Siirt de “hülle seçim” yapılarak yasalar sonuna kadar,vicdanlar sonuna kadar zorlandı.Tayyip Erdoğan başbakan yapıldı yetmedi.

Üst akılın Rand corparation raporu doğrultusunda “sahte diploma” YSK veren ve Türk milletini aptal yerine koyan biri Cumhurbaşkanı yapıldı.Yasalar,vicdanlar sırf Tayyip Erdoğan için zorlanmayı bırakın ifâl  edildi.Yetmedi….

Şimdi A.B.D.’nin Büyük Ortadoğu projesine eşbaşkan seçtiği şahıs “başkan” olarak yasalar yerlebir edilerek konumlandırılmıştır.

Üst akıl tarafından siyaset sahnesine sürüldüğü halde kendini üstakıl mağduru olarak takdim eden Tayyip Erdoğan,Rand corparation raporundaki planlamanın son merhalesi olarak 15 Temmuz darbesi bahanesiyle Genel kurmayı da tasfiye edip,başkanlığını (Başkomutan sıfatı ile ilan etmişti)…

Ülkeyi istediği gibi Tayyip Erdoğan’ın yönetmesine mani olmak maksadı ile Devlet Bahçeli’nin konuyu referanduma götürme hamlesi ülkeyi her an patlak verebilecek ,iç kargaşadan koruyacaktır.

Anayasada yapılacak değişiklikle A.B.D.’nin eyalet sistemini Türkiyeye  getirme amacına engel olunması ve Tayyip Erdoğan’ın sınırlarının çizilmesi,Tayyip Erdoğan’ın diploması bahane edilerek her an bir yeni darbe yapılma ihtimalinin  bertaraf edilmesi zaruridir…

Devlet başkanlığı seçimleri hukuki bir statüye bağlanarak, bu konu üzerine dış tahriklerin sonu getirilmelidir..

Devlet Bahçeli ülke siyaseti yapmaktadır.Ülkücülerden beklenen de budur.

Tayyip Erdoğan ve bağlı olduğu üst akıl’ın nihayet hedefi olan İran ve Türkiye yı mezhep savaşına sokma projesi son sürat uygulanırken her an patlamaya hazır bir sorun olan “Başkanlık meselesi” ulus devlet ilkelerimiz çerçevesinde süratle halledilmelidir

Üstakıl tarafından onların piyonları iktidar edilerek kurgulanan bu oyunları bozmak ülkücülerin görevidir.

TÜRK MİLLETİNİN DE,

TÜRK DEVLETİNİN SAHİBİ DE BİZİZ.